Eyüp Sabri Tuncer

Eyüp Sabri, günümüzde Bosna Hersek içinde özerk bir statüde bulunan Sırp Cumhuriyeti’nin fiili başkenti Banja Luka’da 1898’de doğdu. Babası Süleyman Ağa, 1908’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna’yı ilhak etmesi üzerine ailesi ile birlikte önce İstanbul’a sonra da İnegöl’e gelir. 1913’te kısa bir süre tarımla uğraşmayı denemişse de arzu ettiği sonuçları alamayarak evinin altında bir bakkal dükkanı açmaya karar verir. Fakat bu kez de sağlığı elvermemiş ve vefat etmiştir. Ailenin bütün yükü artık ergen yaşlarındaki Eyüp Sabri’nin omuzlarındadır. Komşuları Hilmi Bey’in yönlendirmesi ile devrin zincir mağazaları Manifaturacı Abranosyanların yanına çırak olarak girer. Gerek babasının bakkaliyesinde ve gerekse Abranosyan’ın dükkanında ticaret adına öğrendikleri geri kalan yaşamında önünü açtı. 1916 yılında İnegöl bedesteni içinde küçük bir dükkân kiralayarak o da manifaturacılık yaptıysa da bu kez de Bursa’nın işgale uğraması üzerine orduya katıldı. Kurtuluş Savaşı’nda er olarak verdiği hizmet karşılığında, 1926 tarihli İstiklal Madalyası Kanunu ile İstiklal Madalyası’na hak kazandı.

Savaş bitmişti ve hayat devam ediyordu. Eyüp Sabri Bey 1923’te, İnegöl’de yeniden ticarete atıldı. Aynı yıl 29 Ekim’de oğlu Sabahattin de dünyaya geldi. Ailesi de işleri de büyüyordu, kendisi için yeni bir başlangıcın tam zamanıydı. Baba evini satıp Türkiye Cumhuriyeti'nin yükselen değeri Ankara’nın yolunu tuttu. 1927 yılında yeni yapılanan ve nüfuslanan başkentte "bonmarşe" olarak tanımlanan perakende satış mağazasını açtı. Bu ilk mağaza Anafartalar Caddesi no. 50C idi. Mustafa Kemal Paşa’nın çocukluk ve silah arkadaşı Nuri (Conker) Bey’e ait binanın yapımı 1923’te tamamlanmış ve Sakarya Apartmanı olarak adlandırılmıştı. Eyüp Sabri Bey’in adıyla anılan mağazası bir ailenin ihtiyaç duyacağı zengin bir ürün yelpazesi sunuyordu. Bu dönemde ana faaliyet kolu olan ısmarlama gömlekçilik ile birlikte şapka, atkı, mendil, çorap, kösele ve deri valiz, el çantası, şemsiye gibi ürünlerin satış faaliyetleri yürütülüyordu. Ancak bu yıllarda gömlek satışı ile adı daha fazla anıldığından Annuaire Oriental adlı ticaret yıllığında, Adliye Sarayı Caddesi’nde (Anafartalar Caddesi’nin eski adı) faaliyet gösteren bir “chemiserie/gömlekçi” olarak kaydedilmişti. Konfeksiyon ürünlerinin yanı sıra ıtriyat ürünleri de sattığından 1930 yılına ait bu kayıtlar içinde aynı zamanda parfümeriler arasında da gösterilmekteydi.

Yeni Türkiye’nin inkılap hareketleri içinde şapka devrimi dönemin tüccarlarına önemli bir kazanç kapısı yaratmıştı. Eyüp Sabri Müessesesi’nin rafları da hem bayanlar hem de beyler için şapkalarla doluydu.Ancak yaptığı bir İstanbul seyahatinde bir esansçıdan öğrendiği kolonya imalatı kendisinin ve ailesinin yaşamını kökten değiştirecekti. Cumhuriyet’in en temel sanayi kuruluşları olan şeker fabrikalarının yan ürün olarak alkol üretimine başlaması bu yeni iş kolunun önünü açmıştı. Eyüp Sabri Bey de daha sonraları ismine büyük bir şöhret kazandıracak kolonya üretimine yönelmeye karar verdi. Yurt dışından gelen esanslarla 1933’te kolonya imalatı ve satışına başladı. Bu tarihte Eyüp Sabri dışında kolonya üreten bir de Ulus’ta Ömer Nail vardı. Ancak Eyüp Sabri Bey’in kolonyaları kısa sürede dikkat çekti. Mağaza önünde ilk kolonya kuyrukları da bu yıllarda oluşmaya başladı. Çankaya köşküne de gönderilen kolonyalar Büyük Gazi’nin misafirlerine sunuluyordu. Bunlar arasında Ankara’yı ziyaret eden Şah Rıza Pehlevi de vardı. Kendisi Eyüp Sabri Kolonyaları’nı çok beğenince Çankaya Köşkü’nden altı şişe hediye kolonya siparişi geldi. Özenle paketlenen kolonyalar bu kez de İran Şahı’nın sarayının yolunu tuttu.

1930'lu yıllarda Eyüp Sabri başkentin ticaret yaşamına da renk kattı. Bu yıllarda hiç alışık olunmayan promosyon yöntemleriyle hem mağazanın şöhretini artırdı hem de sunduğu ürünler ile ilgili bir alışkanlık geliştirmeye başladı. Bu amaçla yaptığı en önemli girişim hazırlanan ürün kataloğu oldu. Broşür şeklinde hazırlanmış kataloğun, kolonyanın bir tüketim malzemesi olarak benimsetilmesi amacıyla posta kutularına, kapılara bırakılarak dağıtımı gerçekleştirildi. Kataloğa bir de promosyon amaçlı bedelsiz kolonya kuponu konuldu. Mağazaya gelen müşterilere on iki-on üç çeşit kolonyadan arzu ettiklerini bedelsiz olarak seçebilmesini sağlayan kuponlar pek çok aile için kolonyayı evlerinin olmazsa olmazı haline getirdi. Satın alma şartı olmaksızın yapılan bu promosyon ile zamanla kolonya talebi diğer ana ürünlerin de önüne geçti. Muhtemelen 1936 yılında basılan kataloğun kapağında “Eyüp Sabri, Muharrem ve Mehmet Tuncer Kardeşler” yazıyordu. Kataloğa göre firmanın ürünleri arasında şapkalar, kasketler, gömlekler, boyunbağları, yakalar, atkılar, fanilalar, çoraplar, pijamalar, kazaklar, eldivenler, çantalar, şemsiyeler, terlik, şason denilen hafif ayakkabılar ve ıtriyat malzemeleri gibi ürünler bulunmaktadır. Katalogdaki resimleri tek tek Eyüp Sabri Bey çizmiş, her bir ürün için ayrı birer slogan tasarlamıştı. “Müşterilerimizin memnun kalacakları mallar satmak gayretindeyiz” gibi naif ve saygılı ifadeler bunlar arasında sayılabilir.

Eyüp Sabri Bey kolonyasını tanıtıma büyük bir çaba sarf etti. O yıllarda Türkiye’de görülmemiş yöntemlerdi bunlar. Tiyatro ve sinema salonlarına koku dökülmesi, bedelsiz kolonya numuneleri dağıtımının yanı sıra bidonlarla Atatürk Orman Çiftliğine gider, tren garındaki yüksekçe bir mevkiden toplanan kalabalığa kolonyayı anlatır sonra da dinleyenlere ikram ederdi.

Ürünler içinde kolonya, Eyüp Sabri’yi benzerlerinden ayıran bir ürün konumundaydı. Ancak II. Dünya Savaşı ile yaşanan döviz darlığı nedeniyle yurt dışından getirtilen esanslara sınırlama getirilmişti. Kolonyanın en temel maddelerinin özel izinlere tabi olduğu bu yıllarda Eyüp Sabri Bey de dükkânının bu cazibe kaynağından mahrum kaldı.

Bu koşullar altında 40’lı yıllar boyunca müessese, pijamalar gibi pek çoğunun üretimine aile üyelerinin de katkı sağladığı konfeksiyon ürünlerine yöneldi. Ticaret kayıtlarında yine Eyüp Sabri Tuncer, tuhafiyeci, parfümeri, şapkacı, konfeksiyoncu şeklinde anılıyordu. Kapı numarası birkaç kez değiştiyse de kimi kaynaklarda Çocuksarayı Caddesi, Adliye Caddesi diye de anılan Anafartalar Caddesindeki mevkiini korudu. 1940’lardan 50’lere ürettikleri konfeksiyon ürünleri içinde özelikle ısmarlama gömlek ve pijamalar yoğun rağbet gördü. İşyerlerinin 1942’de yaşadığı yangının yaraları da aile fertlerinin gayretleri ve bu ürünlerin gördüğü ilgi sayesinde sarılabilmişti.

Bu yıllarda Eyüp Sabri Bey’in oğlu Sabahattin Tuncer liseyi bitirdikten sonra Ziraat Fakültesi’nde üç yıl çalıştı. Fakat babasının isteği üzerine yine onun nezareti altında işlerin başına geçti. Yıllar önce babasının ilgisini çeken kolonya imalatı onun da aklındaydı. Zaten başladıktan sonra iş yerinin çehresi de değişmiş, 1950’li yıllarda canlanan ekonomi yüzlerini güldürmüştü. Sabahattin Tuncer’in arayışları da böyle bir dönemde başladı. Bu sanatı nasıl öğrenebileceğini araştırırken koku konusunda uzmanlaşmış bir kimyager Karayan ile tanıştı. Kendisi ile biraz ticaret yaptıysa da asıl onun ufkunu açan Vahe Karayan’ın kitaplığında gördüğü bir kitap oldu: Félix Cola tarafından kaleme alınan Le Livre Du Parfumeur. Kitabı temin ettiğinde hem aradığı formüllere hem de Avrupa’daki saygın esans üreticilerinin listesine ulaşmış oldu.

üreticilerine mektuplar yazarak onlardan ürünleri hakkında bilgi istedi. Uzun bekleyişin ardından içlerinden yalnızca bir tanesinden, L. Givaudan firmasından cevap geldi. Babasının endişelerini giderdikten sonra küçük bir parti esans ile oldukça düşük bir maliyetle ilk limon kolonyasını üretti. Kendi ürününü daha ehven bir fiyata üreten bir işletme haline gelmesi Eyüp Sabri Tuncer markasının değerini katlamasını sağlamıştı. Makul fiyatlar müşteri sayısını olumlu etkileyince kolonya kuyruğu uzamaya başladı.

İki oğlu ile birlikte yürüyen işyeri 1961 senesinde şirketleşti ve Eyüp Sabri Tuncer ve Oğulları Kollektif Şirketi haline getirildi. Şimdi sırada yurt dışından gelen esansları da yerli imkanlarla üretme meselesi vardı. Sabahattin Bey yurt dışına yaptığı bir seyahatle bu konudaki bilgi birikimini artırdı ve 1967’de kendi limon kolonyası formülünü geliştirdi. 1970’te Ulus’ta Işıklar Caddesi’ndeki bir binayı imalathane haline getirdikten sonra burada esans ve kolonya üretildi. 1972’de tüm işleri devralan Sabahattin Bey, şirketin çok ortaklı olması nedeniyle, şirketi halka açık bir hale getirmek amacıyla Eyüp Sabri Tuncer’i anonim şirket haline dönüştürdü.

Eyüp Sabri Tuncer, Ankara için bir semboldü aynı zamanda. Cumhuriyet gazetesinden Savaş Sönmez’in Ankaralılığın koşullarını saydığı maddelerden biri de “Eyüp Sabri Tuncer’den kolonya doldurmak”tır. Yol tariflerinin Eyüp Sabri Tuncer mağazasına göre yapıldığı Ankara’yı anlatanlar da “Ankara’nın kolonyacısı” diyerek ondan söz etmeden geçemez. Sabahattin Bey’in yanından ayırmadığı, müşterilerine ve tedarikçilerine ikram ettiği kolonyasını yıllar içinde sevenler arasında Zeki Müren de vardı. 

1980’lerde Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları Türkiye’nin her yerinde satılan, kolonya deyince ilk akla gelenlerden biri olan bir markaya dönüşmüştü. 1920’lerdeki küçük dükkândan bu yıllara sadece bir aile mirası değil aynı zamanda bir ticaret ahlakı da yaşatılmıştı. Her şeyin kayıtlı olacak, vergi tam ödenecek, müşteri hakkı ödenecek, memnuniyeti sağlanacak, dükkânın gizli ortağının Türkiye Cumhuriyeti olduğu hiçbir zaman unutulmayacaktı. Bu prensipler devlet nezdinde de anlam taşıyor olmalıydı ki; 1985 yılında KDV uygulaması ilk yapıldığında seçilen pilot kuruluşlardan bir tanesi de Eyüp Sabri Tuncer oldu.

1994’te Engin Tuncer işleri babasından devraldı. Aile bireylerinin elinde bulunan şirketin hisseleri de büyük ölçüde bir araya toparlandı. Engin Tuncer’in de babası gibi hayalleri vardı. Ulusal markasını klasik ürünlerini koruyarak, yeni bir yüzle dünya pazarına açmak. 2000’lerde yine köklerinden kopmayarak EST 1923, Perfume Jewels gibi markalarla organik kokular ve bakım ürünleriyle hem yurt içinde hem yurt dışında yeni ufuklar aramaktadır.

İletişim Bilgileri

Mumhane caddesi Şarap iskelesi Sk. No: 10 Karaköy / Beyoğlu / İstanbul
T: 0 (212) 469 80 80 (pbx)
Harita